Hekim Olmadığında: Râzî'nin Halk İçin Tıp Rehberi
er-Râzî'nin halk için yazdığı pratik tedavi rehberinin yapısı, yöntemi ve tedavi örnekleri.
Giriş: Hekim Erişimi Sorunu
Onuncu yüzyılda yaşamış er-Râzî (Ebû Bekr Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî, ö. 313/925), dönemin en seçkin hekimlerinden biriydi. Bağdat''taki Mukteder Bîmâristânı''nın baş hekimliğini, daha önce de doğduğu şehir Rey''deki hastanenin yönetimini üstlenmişti. Yazdıkları yüzyıllarca İslam dünyasında, Latince çevirilerle de Avrupa''da tıp eğitiminin omurgasını oluşturdu. el-Hâvî fi''t-Tıb gibi yirmi cilde ulaşan tıp ansiklopedileri, Şükûk alâ Câlînûs gibi felsefî-tıbbî incelemeler, et-Tıbb el-Mansûrî gibi seçkin patronlara hitap eden eserler kaleme aldı. Yunan, Hint ve Süryânî tıp kaynaklarını eleştirel bir gözle harmanladı; çiçek hastalığı ve kızamık üzerine yazdığı el-Cüderî ve''l-Hasbe on dokuzuncu yüzyıla kadar Avrupa tıp literatüründe başvuru kaynağı olarak kaldı.
Ama Râzî bir konuda durdu ve düşündü. Yazdıklarının tamamı, kendisi gibi eğitimli hekimler içindi. Tarif ettiği bileşik ilaçların maddelerinden çoğu sadece hükümdar hazinelerinde bulunuyor; formülleri uygulayacak ölçü aletlerini, mihenk taşını ve laboratuvarı sıradan insanların ulaşımına kapıyordu. Hekim sayısı azdı, hekim ücreti pahalıydı, hekim olmayan kasaba ve köy çoktu. Yolda kalmış gezgin, hastasını bekleyen anne, kasabasının imamı, çiftçi; hastalandıklarında ne yapacaklardı?
Bu sorunun cevabı olarak Râzî küçük ama önemli bir el kitabı kaleme aldı: Men lâ Yahduruhü''t-Tabîb, Türkçeye tercüme edildiği biçimiyle "Hekim Olmadığında" ya da "Doktorsuzlar İçin Tıp."
Râzî''nin Niyeti: "Bedenler İlmi" Halka
Eserin önsözü, Râzî''nin niyetini doğrudan ve sade bir biçimde ortaya koyar. Tercümeden:
"Bizi doğru yola erdiren Allah''a hamd olsun; O''nun yardımı olmaksızın doğru yolu bulamazdık. ''İlim iki ilimdir: bedenler ilmi ve dinler ilmi'' diyen peygamberi Muhammed''in sünnetiyle amel etmeye muvaffak kıldığı için O''na şükürler olsun. Ganî olan Allah''ın rahmetine muhtaç kulu Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî şöyle der: Fazilet ehli âlimlerin eserlerinde ilaçlar ve gıdalardan uzun uzadıya söz ettiklerini ve bunların büyük çoğunluğunun ancak hükümdar hazinelerinde bulunabileceğini gördüm. Bu nedenle, hastalıkların, zengin yoksul avam ve havas herkesin kolaylıkla ulaşabileceği tanınmış gıdalar ve ilaçlarla tedavisine dair kısa ve öz bir risale yazmayı uygun buldum; böylece insanların büyük çoğunluğunun hem ikamette hem seyahatte bundan yararlanması mümkün olacaktır."
Bu önsözde dikkat çeken birkaç ifade var.
İlk olarak Râzî, eseri bir hadise bağlıyor: "İlim iki ilimdir: bedenler ilmi ve dinler ilmi." Tıbbı, dinî ilim kadar temel bir ilim olarak konumlandırıyor; iki ilim de insanın selâmeti içindir. Buradaki tıp tasavvuru, bedeni iyileştirmenin sadece bir meslek değil, ahlâkî bir sorumluluk taşıdığı anlayışıdır.
İkinci olarak "zengin yoksul avam ve havas herkesin kolaylıkla ulaşabileceği" ifadesi önemli. Sınıfsal bir farkındalık var burada. Râzî, tıp bilgisinin sınırlı bir elite kapanmasının doğal olmadığını, bunun bilinçli bir sınır çekme sorunu olduğunu görüyor.
Üçüncü olarak "hem ikamette hem seyahatte" yararlanma kaygısı. Yerleşik halk için olduğu kadar, yolda olan, gezgin, kervancı, hac yolcusu için de düşünülmüş bir eser bu.
Yöntem: Üç İlke
Râzî''nin halk için yazdığı tedavi rehberinin üç ilkesi var.
Birinci ilke: Ulaşılabilirlik. Tarif edilen tüm bileşenler, ya bostan ve çarşıda ya da yakın tabiatta bulunan basit gıda ve bitkilerdir. Gül yağı, sirke, semizotu, marul, hıyar, kişniş, sarımsak, soğan, bal, zeytinyağı, ayva, nar, kekik, mersin, hindibâ, kâfûr, sandal, sumak; klasik İslam tıbbının bu temel sözlüğü, eserin gövdesini oluşturur. Eser nadiren karmaşık formüllere uzanır; uzandığı yerlerde de hep "eğer şu yoksa şununla yap" alternatifleri sunar. Tek başına gül yağı yoksa sirke; sirke de yoksa soğuk su.
İkinci ilke: Hiyerarşi. Klasik tıbbın temel kuralı eserde kayıtsız şartsız uygulanır: önce gıda, sonra tek bitki, sonra terkîb. Hastalığa önce gıda ile yaklaşırsın; gıdanın yetmediği yerde tek bir bitkiye geçersin; tek bitkinin de yetmediği yerde bileşik formül kullanırsın. Eser çoğu durumda ilk iki katmanda durur. Karmaşık ilaç formülleri istisna olarak verilir; hatta verildiklerinde bile bileşenlerinin "halk için bilinir" olmasına dikkat edilir.
Üçüncü ilke: Bedeni izlemek. Râzî, eserini bedeni "yukarıdan aşağıya" tarayarak düzenler. Önce baş bölgesi (sıcak ve soğuk baş ağrıları, sara, baş dönmesi, kâbus, hafıza zayıflığı), sonra yüzün duyu organları (göz iltihabı, kulak ağrısı, burun rahatsızlıkları, ağız ve diş sorunları), ardından göğüs ve solunum, mide ve sindirim, karaciğer ve dalak, bağırsak hastalıkları, böbrek-mesane sorunları, üreme sistemi ve nihayet ekstremitelerin ağrıları. Bu sistematik tarama, klasik tıbbın anatomik düzeninin halka aktarılan derli toplu bir özetidir.
Eserin Anatomik Yapısı
Eseri okuyan biri, baş ağrısından başlayıp bir gezi gibi bedeni iner. Bu yapı tesadüfî değildir; klasik tıbbın "el-illet ve''l-ilâc" (hastalık ve tedavisi) düzenine uyar.
Baş ve beyin bölgesi. Sıcak ve soğuk baş ağrılarının ayırıcı tedavileri, yarı baş ağrısı (migren), saraya tutulan kişinin sakınması gerekenler ve müdahale yolları, sedr ve dövâr (baş dönmesi tipleri), kâbus, hafıza zayıflığı, uykusuzluk, beyin sıcaklığı ve nemliliği.
Yüz ve duyu organları. Göz iltihabı (er-ramed) ve onun yapısal tedavileri, gözdeki çıbanların olgunlaştırılması, göz kuruluğu ve gözyaşı akıntısı, sağırlık ve kulak çınlaması, burun kanaması ve burun çıbanı, ağız aftı ve diş ağrıları.
Göğüs ve solunum. Öksürük tipleri, ses kısıklığı, göğüs ağrıları, balgam söktürme, nefes darlığı.
Mide ve sindirim. Mide zayıflığı ve ısıtma, mide alevini yatıştırma, hazımsızlık, hıçkırık, kusma yatıştırma, kan kusma, hayda (kolera benzeri akut sendrom).
Karaciğer, dalak, bağırsak. Karaciğer ağrıları, dalak büyümesi ve ağrıları, ishal, ishal kesici haplar, bağırsak ülseri, sahc (bağırsak yanıkları), istiska (asit-ödem) tedavileri.
Böbrek, mesane, üreme. Böbrek taşı, mesane sorunları, idrar tutulumu ve idrar tutamama, baş ve cinsel zayıflık tedavileri, gebelik ve süt artırma.
Eklemler ve ekstremiteler. Eklem ağrıları, nikris, kollar ve bacaklarda zayıflık.
Zehirlenmeler ve ısırmalar. Yılan ısırığı, akrep sokması, köpek ısırığı, mantar zehirlenmesi.
Hummalar. Çeşitli humma tipleri ve gül kursları gibi spesifik formüller.
276 bölümlük bu yapı, halkın gündelik hayatta karşılaşacağı hastalıkların geniş bir taramasıdır.
Beş Tedavi Örneği
Eserin tonunu ve yöntemini en iyi gerçek tedavi tariflerinin kendisi gösterir.
Sıcak baş ağrısı için. Tercümeden: "Sıcaklıktan kaynaklanan baş ağrısının tedavisinde iki cüz gül yağı ile iki cüz gül suyu alınır; üzerine şiddetine göre altıda bir ile dörtte bir cüz arasında şarap sirkesi eklenir ve bir cam şişede bileşenler birleşene kadar çalkalanır. Bu karışım başa uygulanır; içine batırılmış keten bezi veya ince bir bez parçası da başın üzerine yerleştirilir. Tek başına gül yağı, tek başına gül suyu ya da başka bir şey bulunmadığında sirkenin kendisi de fayda sağlar." Bu ifade Râzî''nin tipik gradyanını gösterir: ideal formülden başlayıp ulaşılamadığında en sade alternatifin bile yararlı olduğunu söyler.
Saraya tutulan kişi için. Râzî sara hastalığı için detaylı bir korunma listesi verir: bakla yememek, şarap içmemek, katran-zift-kükürt-leş gibi iğrenç kokulardan kaçınmak. Tedavi olarak balgam çeken sirkengebin (bal-sirke şerbeti) gargaraları, daha güçlüsü için içine hardal eklenmiş sirkengebin önerir. Ateşli ve damar dolgunluğu fazla olan sara tipi için bacağa hacamat, safen veninden fasd (kontrollü kan akıtma), helile kaynatmasıyla müshil verilmesini sıralar. Yatıştırıcı kokular olarak sedef otu, şakayık, hayıt ve yarpuz koklatmasını önerir.
Mide zayıflığı ve sindirim sorunu için. "Mide zayıflığı ve kötü sindirime yarar sağlayan şekerli celencebîn (bal-sirke şerbeti): on dirhem ağırlığında alınıp mümkün olduğunca en sıcak kaynar suyla içilir." Bu temel reçete ulaşılabilirliğin örneğidir; bal ve sirke karışımı her hanede bulunabilirdi, sıcak su her ocakta. Râzî bu basit reçeteye sünbül, karanfil ve ûd gibi baharatların eklenmesiyle güç kazanan formüller de ekler, ama temel hep ulaşılabilir kalır.
Kusma ve mide alevini yatıştırma. Sıcaklık ve yanma ile birlikte gelen kusmaya: "Öğütülmüş gül, temizlenmiş sumak, tabâşîr, Nîsâbûr kili. Bunlar gül suyu veya ekşi nar suyu veya elma suyu veya ayva suyu ile içilir. Mide sandal, gül suyu, mersin suyu ile sürülür; üzerine buzla soğutulmuş bezler konulur, mide soğuyana kadar." Burada yine gözlem belirgin: serinletici, büzücü, sakinleştirici maddelerin halk eczanesinden seçilmiş bir karışımı.
İshal kesici hap. "Beş dirhem afs ve kündür, iki buçuk dirhem ağırlıkta nânhâh, iki buçuk dirhem bezr el-benc, bir miskâl afyon alınır. Hap yapılır, bir miskâlden iki dirheme kadar verilir; ishali bir saatte keser." Bu daha karmaşık bir formüldür; afyon içerdiği için Râzî dozajı son derece dikkatli verir. Eser, formül karmaşıklaştığında dozaj uyarılarını net şekilde işler.
Klasik Tıp Geleneği İçindeki Yeri
Râzî''nin halk için yazdığı bu kitap, klasik İslam tıbbı içinde özel bir yer tutar. Çağdaşı eserlerin çoğu eğitimli hekime, hükümdar sarayına, bîmâristâna hitap ederken Men lâ Yahduruhü''t-Tabîb okuyan halka, gezgine, kasaba imamına, anneye, ihtiyaç sahibine konuşur. Bu yöneliş, Râzî''nin tıp anlayışındaki bir derinliği yansıtır: tıbbın en yüksek formu sadece hekimlikte değil, hekim olmadığında da insanın bedenine yön verebilmesinde aranır.
Bu eser, Râzî''nin diğer yazılarıyla bir bütün oluşturur. el-Hâvî ansiklopedik ve eğitimliydir; et-Tıbb el-Mansûrî hükümdar Mansûr için yazılmış orta seviyede bir tıp özetiydi; Men lâ Yahduruhü''t-Tabîb ise piramidin en geniş tabanına; halka hitap ediyordu. Üç eser bir araya geldiğinde Râzî''nin tıp anlayışının üç katmanlı bir yapı oluşturduğu görülür: uzman, eğitimli karar verici, halk.
Eserin kendisi yüzyıllar boyunca yazma nüshalar olarak elden ele geçti. Çeşitli tahkikli neşirleri yapıldı. Türkçeye akademik düzeyde ilk kapsamlı tercümesi Mehmet Fatih Çakır tarafından yakın dönemde tamamlandı.
Bugünün Okuyucusu İçin
Bu eseri bugün okurken bir hatırlatma şart: bu, modern tıbbî bir tedavi kılavuzu değildir. Söz konusu reçeteler 10. yüzyılın bilgi durumunu, bitki farmakopesini ve tıbbî dünya görüşünü yansıtır. Bunların bir kısmı bugün hâlâ tutarlı bir gıda veya destek olarak değer taşırken, bir kısmı tarihsel-kültürel önemini korurken, bir kısmı ise modern bilgi ışığında uygulanmamalıdır. Afyon, kontrollü kan alma, kuvvetli müshiller; bunların hepsi modern tıbbın denetimine giren konulardır. Sağlıkla ilgili her özel sorun için hekime başvurulmalıdır.
Eserin bugünkü değeri tıp tarihi ve klasik tıp düşüncesi açısından çoktur.
Râzî''nin "ulaşılabilirlik" ilkesi, halk sağlığının sınıfsal eşitsizliğine dair erken bir farkındalıktır. Tıbbın elite kapanmasını sorun olarak görmek, eser tarihinde nadir bir tutumdur.
Hiyerarşik yöntemi (önce gıda, sonra tek ot, sonra terkîb), modern beslenme-yaşam tarzı tıbbı yaklaşımının asırlık bir önceli olarak okunabilir. Çağdaş literatürün "lifestyle medicine" başlığı altında topladığı yaklaşımın kökü burada vardır.
Eserin bedeni yukarıdan aşağıya tarama biçimi, klasik anatomi-tıp düşüncesinin halka aktarılan en temiz haritalarından biridir. Bugün halk sağlığı eğitimi tasarlayanlar için bile bir model olabilir.
Son olarak, Râzî''nin akademik tıp dilinden halk diline geçerken kalitesinden hiçbir şey kaybetmediği görülür. Eser sade ama bilimsel kalır; basit ama eksik değildir. Bilginin halka aktarımının böyle bir biçimde yapılabileceğini gösterir; bugün bilim iletişimi alanında çalışanlar için kıymetli bir miras.
Sonuç
Men lâ Yahduruhü''t-Tabîb, klasik İslam tıbbının halka açılan en sade ve en sağlam kapısıdır. Bir hekim olmadığında insanın bedenine kendi gözüyle bakabilmesi, yakın çevresindeki gıda ve bitkilerle temel müdahalelerde bulunabilmesi, hastalığını anlayabilmesi için yazılmıştır. Bugün okuyan biri için ne tedavi rehberi ne de tarihsel bir tuhaflıktır. İnsanın bedeniyle ilişkisinin entelektüel mirasının bir parçası, klasik tıp düşüncesinin halka uzanan yüzü, ve halk sağlığı kavramının erken bir formülasyonudur.
Eserin tam Türkçe tercümesi, bin küsur yıl sonra Râzî''nin "ikamette ve seyahatte yararlanılabilir" niyetinin dijital çağda da sürdüğünü gösteriyor. Sayfaları çevirmek, hekimliğin tarihsel şeklini görmenin ötesinde, halk sağlığının ne olduğuna dair hâlâ taze sorular sormamızı sağlar.
Kaynaklar:
- er-Râzî (Ebû Bekr Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî, ö. 313/925), Men lâ Yahduruhü''t-Tabîb (Doktorsuzlar İçin Tıp), Türkçe Tercüme: Mehmet Fatih Çakır
- Klasik İslam Tıbbı Külliyatı, SRC-024 (er-Râzî, Men lâ Yahduruhü''t-Tabîb, 276 bölüm)
- er-Râzî, el-Hâvî fi''t-Tıb, ilgili bölümler için bk. SRC-010
- "İlim iki ilimdir: bedenler ilmi ve dinler ilmi" hadis kaynağı için bk. klasik hadis külliyatı